ARŞİV
OCAK 2012 Sayı 86
TEMMUZ Sayı:83
HAZİRAN.2011-SAYI:82
NİSAN 2011 SAYI 81
OCAK 2011 SAYI 78
SAYI 75
SAYI 74
MAYIS SAYI 73
MART SAYI - 72
ŞUBAT 2010 Sayı 71
Ocak 2010 Sayı 70
KASIM 2009 Sayı 69
TEMMUZ 2009 SAYI: 68
SAYI 67
SAYI 66
sayı 65


ANKET
fransaya boykot doğrumu


DÖVİZ KURLARI
Dolar ($) : 1,84
Euro (€) : 2,33
 


V. Makina Tasarım ve İmalat Teknolojileri Kongresi Sonuç Bildirgesi Yayımlandı



Dünya çapındaki krizin ülkemize yansımaları ile Türkiye ekonomisinin yapısal

sorunları, makina imalat sanayimizin sorunlarına da kapsayan bir şekilde, iç içe
geçmiş durumdadır.
Ülkemizin bilim, teknoloji ve sanayi politikalarındaki çarpıklıklar Makina Ýmalat
Sanayimize de bire bir yansımış sektör dışa bağımlı bir hüviyete büründürülmüştür.
Yerli üretimde % 61 oranında ithal girdi kullanılmaktadır.
Krizin başlamasından altı ay sonra yapılan yasal düzenlemeler yalnızca otomotiv ve
madeni eşyada stokları eriterek günü kurtarmış, yetersiz teşvik uygulamalarına ilişkin
Tebliğ ise çok geç yayımlanmıştır. Tebliğ makina imalat sektörüne özel bir yarar
sağlamamış; üretici sanayiciye değil ithalatçı stoklarının erimesine yardımcı olmuştur.
Zira mevzuat, 50 milyon TL yatırım yapılması durumunda büyük ölçekli yatırım
desteklerinden yararlanılmasına olanak tanımaktadır. Oysa sektördeki hakim yapı
KOBi ölçeğidir. Bu firmalar günlük üretim, pazarlama ve finansman sorunları ile
boğuşmaktadır. Yatırım ve işletme sermayesi için ucuz krediye ihtiyaçları vardır.
Tüketimin daraldığı bir ortama “küçülmek” ya da “yeni bir alanda üretim yapmak”
olanağından yoksundurlar. Ýihracatın düşmesi, bu firmaların “ayakta kalabilme” veya
“yeni pazarlara yönelme” gibi bir ikilemle mücadele etmesini getirmektedir.
Dolayısıyla, krizden sağlıklı çıkmak ve yeni bir strateji ile olumlu bir yapılaşmaya
gitmek giderek olanaksız hale gelmektedir.
Yatırım indirimi uygulamasına ise AB’ye uyum gerekçesi ile son verilmiştir.
Ar-Ge ve inovasyonun yoğun olması gereken sektörde işletmeler güncel
sorunlarının altından kalkamamakta, dolayısıyla kendi geleceklerine yatırım
yapmaktan yoksun kalmaktadırlar.
Tam da bu noktada, sektör ayakta durma amaçlı yenilikçi düşünceler ve
uygulamaların arayışı içindedir. Teknoloji geliştirme Ar-Ge faaliyetlerinin, sektörün
güçlü yanları dikkate alınarak kullanımı artık daha da önem kazanmaktadır. Bu
tespitten hareketle, “Makina Tasarım ve Ýmalat Teknolojileri Kongresi” kapitalizmin
yaşadığı en büyük krizlerden birinin etkisinin sürdüğü bir ortamda “Gelecek Ýçin
Fasona Değil Teknolojiye” ana teması altında 17–18 Ekim 2009 tarihlerinde Konya’
da gerçekleştirilmiştir.
Beşincisi gerçekleştirilen kongre, 29 kurum ve kuruluş tarafından desteklenmiş,
kongre boyunca iki ayrı salonda ve toplam 10 oturumda 42 adet bildiri sunulmuş;
ayrıca açılış oturumu, bir panel ve 3 atölye çalışması gerçekleştirilmiştir. Kongreyi
118’i kayıtlı delege olmak üzere 850’ye yakın mühendis, teknik eleman ve
üniversite öğrencisi izlemiştir
“Küresel Ekonomik Krizin Türkiye’ye Yansımaları” konulu açılış oturumunda,
krizin dünya ölçeğinde değerlendirmesi yapılarak ülkemize ve sektöre yansımaları
ele alınmış, geniş katılımcı kitlesi ile birlikte irdelenmiştir. “Gelecek için Fasona
Değil Teknolojiye” konulu panelde, kriz ortamını fırsata çevirmenin aracı
olabilecek, bilgiyi teknolojiye, teknolojiyi ürüne çevirme süreci konunun
taraflarınca yapılan sunumlar çerçevesinde tüm boyutları ile irdelenmiştir. Panel
öncesinde gerçekleştirilen sunumla, panele hazırlık niteliğinde KOBi’lere dönük
“Küresel Ekonomik Kriz ve Etkilerinin Markalaşma ve Teknoloji Açısından
Değerlendirilmesi” konulu anket ve sonuçları hakkında katılımcılara bilgi verilmiştir.
Bu kongrede ilk kez olmak üzere “Makina Tasarım ve imalatında Değer Analizi”,
“Makina imalat Sanayiinde Fason Üretimden Marka Üretimine Geçiş Sürecinde
Teşvik ve Patent Çalışmaları”, “Teknoparklarda inovasyon, AR-GE ve Teknoloji
Geliştirme Faaliyetlerine Yönelik Muafiyet ve Destekler” konularında 3 atölye
çalışması gerçekleştirilmiştir. Saha deneyimli uzmanların rehberliğinde düzenlenen
çalışmada konunun ilgililerinin katılımı ile yaşanan sorunlar tartışılmış, olası çözüm
önerileri üzerinde durulmuştur.
Odamız kamuoyuna olan sorumluluğunun bilinciyle, benzer etkinliklerinde olduğu
gibi kongremizin bilim ve teknolojinin ışığında etkin bir tartışma ortamı yaratarak,
önemli bir platform oluşturduğu düşüncesindedir. Bu bağlamda etkinlik boyunca
yapılan tartışmalarla oluşturulan aşağıdaki tespitlerin kamuoyunun bilgisine
sunulmasına karar verilmiştir.
• Dışa bağımlı, küresel sermaye güdümlü politikalardan vazgeçmeli, IMF, Dünya
Bankası gibi uluslararası finans kuruluşlarının dayattıkları “yapısal uyum ve
istikrar programları” reddedilmelidir.
• Yatırımlar artırılmalı, özelleştirmelerle devletin küçültülmesi saplantısından
vazgeçilmeli, ithalat politikaları gözden geçirilmeli, yerli yatırımcı özendirilmeli ve
korunmalı, katma değeri yüksek ileri teknoloji isteyen alanlarda yapılacak
yatırımlar desteklenmeli, makina imalat sektörünün konumu bu çerçevede dikkate
alınmalıdır.
• Öz kaynak ve birikimlerimize, bilim ve teknoloji politikalarına dayalı bir
sanayileşme ve kalkınma planı uygulamaya konulmalıdır. Böylesi bir plan eşliğinde
üretim, yatırım, küçük ve orta boy işletmeler ile sosyal kesimlere dönük ivedi bir
ekonomik, sosyal destek programı hayata geçirilmelidir.
• imalat sanayinin krizi aşması için geçici önlemler, vergi muafiyetleri, teşvik
uygulamaları, v.s. yeterli olmamaktadır. Öncelikle sanayinin fason yapısının
değiştirilmesi gerekmektedir.
• Sektörde kurumsal yapı itibarıyla rekabet gücünden yoksun, yeniden yapılanması
zorunlu binlerce işyeri vardır. imalat sanayi mühendislik deneyimi ve becerisini
yeterince kullanamamaktadır. Üretim, planlama, pazarlama, satış, proje, tedarik zinciri
ve karar alma mekanizmaları mühendisliğin denetiminden yoksundur. Sektör
kurumsal ve mali yapısı ile AB bütünleşmesine hazır değildir. Sektöre yeni bir
destek sistemi (teşvikler, krediler ve Ar-Ge teknoloji platformu destekleri) getirilmeli
ve sektörün dışarıdaki rekabet gücü sürdürülmelidir.
• Yeniden yerli girdi oranını artıran, kredi mekanizmasını KOBi’lere yönelik olarak
yaygınlaştıran, istihdamı ön plana çıkaran, bölgelere göre kapsamlı kalkınma planlı
geliştiren bir strateji yürürlüğe konulmalıdır.
• Özgün ürün yaratabilmek sektörün hedeflerinin başında yer almalıdır. Sektör
teknoloji düzeyini yükselten bir aşamadan geçmek zorundadır. Yüksek katma
değerli ürün için stratejik bir hamle gereklidir. Sektöre yönelik mutlaka “özel bir
teşvik paketi” devreye sokulmak zorundadır.
• Önümüzdeki dönemde yatırım olanakları daha da daralacak, işletme sermayesi
ihtiyacı büyüyecektir. Kredi iç finansmana yönelik olacak, özellikle işletme, ihracat
prefinansman kredilerine talep büyüyecektir. Eximbank kredileri bu açıdan büyük
önem kazanmaktadır. Bu durum acilen “düşük faizli kredi paketi” ile çözümlenmelidir.
• Mevcut durumda ithalatın daralması ile ara malların ithalatı da azalmakta, bu
durum belki yeni bir fırsatı da beraberinde getirmektedir. Makina sektörü “ara mal”
üretimi yapacak kuruluşları ve yan sanayi ile yeniden yapılanma başarısını
gösterirse gelecekte ithal girdilerde dışa bağımlılık oranını % 40–50’lere kadar
indirilebilir. Böylece hem katma değeri yüksek ürünler artabilecek hem de yeni
istihdam alanları açılabilecektir.
• Sektör Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarını hızlandırmalı, daha çok proje üretebilmeli;
Ar-Ge payı % 1–1,2’ye yükseltebilecek şekilde desteklenmelidir.
• Sektörün özel makinalara yönelik Ar-Ge çalışmaları hızlandırılmalı ihracat içinde
yüksek katma değerli ürünlerin payı artırılmalıdır. Böylece kriz sürecinde yeniden
planlanma ve yapısal bir değişime girmek mümkün olabilecektir. Yüksek katma
değerli özel amaçlı makinaların üretimine yönelik AR-GE çalışmaları yürütülerek
makina mühendislerinin istihdamı bu alanda yoğunlaştırılmalıdır.
• Bilginin teknolojiye, teknolojinin ürüne dönüştürme süreci Ar-Ge ve Ür-Ge
çalışmalarını gerektirmektedir. Söz konusu faaliyetlerde mühendis istihdamını
zorunlu kılmaktadır. Makina sektöründe öncelikle nitelikli eleman çalıştırma ve
mühendis istihdamı konusunda teşvik ve destek verilmelidir. Keza yenilikçilik
sektörel düzeyde ele alınarak bu desteklerle bütünleştirilmelidir.
• Sektörün TÜBiTAK desteği ile entegre bir çalışmayı geliştirecek ve Ar-Ge
teknoloji platformunu gerçekleştirmesi mutlaka gündeme getirilmelidir. Çıktılardan
birlikte yararlanmak ve yüksek katma değer üretecek bir ürün yelpazesine yönelmek,
bu dönemde makina sanayinin önünde durmaktadır.
• iki gün süreyle gerçekleştirilen bu kongre ortamında Oda, Üniversite ve Sanayi
Kuruluşları arasında çok yönlü iletişim ortamı yaratılmıştır. işbirliği ortamlarının
daha da geliştirilmesi, iletişimde sürekliliğin sağlanması amacıyla benzer çalışmaların
sayısı artırılmalıdır.
• Alanda özel amaçlı makinalar, orta, orta-yüksek teknolojili cihazlar yüksek
standarda sahip bir kategori oluşturmaktadır. Bu konuda kamu kuruluşlarını da içine
alan üniversiteler, ihracatçı birlikleri, bilim kurumları, TSE ve Mühendis Odaları ortak
çalışmalar yapmak zorundadır. Ancak burada, öncelikli alt sektörlerde ülke olanakları
ve sanayi alt yapısının tespitine yönelik envanter çalışmaları ortak anlayışla
gerçekleştirilmelidir.
• Sektörde sanayicinin tekniğe ihtiyacı olduğu, ne–nasıl yapacağını genelde bilmediği
dile getirilerek, sanayicinin talepkar olması gerektiği ifade edilmiştir.
Üniversitelerimizin teknik potansiyellerinin yüksek olduğu ve kullanılmadığı belirtilerek
somut projeler, somut hedefler ile örneğin bitirme-yüksek lisans-doktora tezleri, sanayi
tez çalışmaları (santez), araştırma çalışmalarının sanayi ihtiyaçlarının karşılanmasında
birer araç olarak kullanılabileceği vurgulanmıştır.
• Sektörün gelişimine dönük çalışmalarda sabırlı olup “zaaflara” değil, birlikte yaratılacak
“artılara” odaklanmak gerekliliği ısrarla vurgulanmıştır.

TMMOB
MAKiNA MÜHENDiSLERI ODASI

Ocak 2010 Sayı 70

Bu site en iyi Internet Explorer 6.0 üstü ve 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.
Copyright © 2012 MakineIhtisas.Com telif hakları M.S.G. İHTİSAS YAYINCILIK TANITIM HİZM.LTD.ŞTİ.’ye aittir.