Sizinle bir kavramı paylaşmak ve bunun işletmelerle ilgisini irdelemek istiyorum.
Nedir Öğrenilmiş Çaresizlik?
Dr. Seligman ve çalışma arkadaşları tarafından bulunan bir psikoloji terimi olan
öğrenilmiş çaresizlik (learned helplessness), hayvanların ya da insanların,
karşılaştıkları olumsuz olaylar üzerinde kontrollerinin olmadığını düşündükleri
durumlarda ortaya çıkan apati(duygusuzluk) durumuna denir.
Bu rahatsızlığı olan kişi, daha önce yaşadığı olumsuzluklarla tekrar karşılaşmaktan
kaçınmak için çaba sarfetmez. Seligman'a göre, bireyin olumsuz olaylara maruz
kalmasıyla gelişen öğrenilmiş çaresizlik duygusu; motivasyonsuzluk, uyumsuzluk,
pasiflik, depresyon, umutsuzluk, eylemlerin sebepleri ve sonuçlarıyla ilgili bir bağ
kuramama gibi sorunlara neden olmaktadır.
Öğrenilmiş Çaresizlik Deneyi
1965’in başlarında, Martin E. P. Seligman deneyinde, herhangi bir deneye tabi
tutulmamış 24 tane köpek aldı ve onları üç gruba ayırdı.
Birinci gruptaki köpeklere “kaçış grubu” adını verdi, beyaz bir kabinin içerisine
yerleştirilmiş bir hamağa sarmalanmış bir halde yatarlarken, arka ayaklarından 500
voltluk zararsız bir elektrik şoku uyguladı. Bu gruptaki köpekler kabinde kafalarının
bir yanındaki paneldeki bir düğmeye basarak şoku kesme imkânına sahiptiler.
Eğer 30 saniye içinde düğmeye basılamazsa şok kendiliğinden kesiliyordu. Bu
köpekler düğmeye basmayı hızla öğrendiler ve gittikçe daha az sürede düğmeye
basmayı başardılar.
ikinci gruba “boyunduruk grubu” adını verdi ve bunlar “kaçış grubu ile aynı
şartlar altında şoka maruz bırakılıyorlardı. Ancak bu köpekler düğmeye bassalar
bile şok kesilmiyordu. Bu köpeklere uygulanan şok süresi kaçış grubundaki bir
köpeğe uygulanan kadardı. Böylece kaçış ve boyunduruk grubu aynı sürelerde
şoka maruz kalıyorlardı. Ancak boyunduruk grubu panele bassa bile şok
kesilmediği için 30 denemeden sonra paneldeki düğmeye basmaktan vazgeçiyordu.
Üçüncü gruptaki köpekler ise “kontrol grubuydu” ve herhangi bir şoka maruz
kalmıyorlardı.
24 saat sonra tüm köpekleri kısa bir çitle iki bölmeye ayrılmış kapalı bir alana
ötürdüler. Köpeklere 10 kez şok veriliyor ve köpeklerin bu 10 denemenin birinde
duvarın üstünden karşı tarafa atlayarak şoktan kurtulacakları umuluyordu. Kaçış
grubu ve kontrol grubu kurtulmada hemen hemen aynı başarıyı gösterirken,
“boyunduruk grubu” diğer gruplardan önemli ölçüde farklılık gösterdi. Bu
gruptaki 8 köpeğin 6 sı 10 denemeden sonra bile duvarın üzerinden atlayıp şoktan
kurtulamadı. Bir hafta sonra ise bu 8 köpeğin 5 i hala 10 denemenin herhangi
birinde karşıya atlamayı beceremiyordu. Bu gruptaki köpeklerin %75’i neredeyse
karşıya hiç atlayamıyor, %62,5’i ise yedi gün geçmesine rağmen hala
başarısızlıklarını sürdürüyorlardı.
Deneyin sonuçları tuhaf biçimde ikinci gruptaki köpeklerin çaresiz olmayı
öğrendiklerine işaret ediyordu.
Öğrenilmiş çaresizlikle ilgili olarak hayvanlar üzerinde yapılmış diğer bazı ilginç
deneyleri sizlerle paylaşmak isterim.
KÜÇÜK BALIKLARI YiYEMEYEN KÖPEKBALIĞI
Araştırmacılar bir köpekbalığını oda büyüklüğündeki bir cam bölmeye koymuşlar.
Cam bölmenin diğer tarafında da balıklar var. Köpekbalığı ne tarafa gitse cam
bölmeye çarpmış. Bir süre sonra cam bölmeye çarpmamayı öğrenmiş. Çünkü ne
kadar uğraştıysa da diğer taraftaki balıklara ulaşamamış. Köpekbalığı 21. günden
sonra cam bölmelere hiç çarpmamayı öğrenmiş. Bunun üzerine cam bölmeyi
çıkarmışlar. Köpekbalığı oralı bile olmamış. Kendisinin sadece o bölme alanına
kadar yüzebileceğini sanıyormuş. Artık diğer balıkları yiyemeyeceğini anlamış ve
balıklara dokunamamış. Çünkü köpekbalığı çaresizliği öğrenmiş.
ZIPLAYAN PiRELER
Öğrenilmiş çaresizlikle ilgili psikologlar bir pire deneyi yaparlar. Pirenin ne kadar
zıpladığını ölçerler ve 50 cm zıpladığını görürler. Pireyi yüksekliği 30 cm olan cam
kavanoza koyarlar. Kavanozun ağzını kapatırlar. Kavanozun altından ısıtırlar. Pire
ısındıkça zıplar ve zıpladıkça kapağa çarpar. Bir süre sonra pire kapağa çarpmamak
için 29 cm sıçrar, düşer. Ama kapağa çarpmaz. Pire bunu alışkanlık haline getirdikten
sonra kavanozun kapağını açarlar. Pire hala 29 cm sıçrıyor. Hâlbuki eskiden 50 cm
sıçrardı. Pire bu deneyle 29 cm' den fazla sıçrayamayacağını öğrenir.
Bizler de çoğu zaman öğrenilmiş çaresizliği içselleştirir ve kendimizi olaylar
karşısında “kurban” olarak algılarız. Böylece yaşamlarımızın sorumluluğunu
diğerlerine veririz.
Çaresiz olduğumuzu düşünmek ve kurban rolünü oynamak bağımlılığa, bağımlılıkta
eylemsizliğe neden olacaktır. Diğer bir deyişle, mevcut durumumuzu ve bundan
kaynaklanan rahatsızlıklarımızı çözmek için harekete geçmeden, gücümüzü
yadsıyarak, başımıza gelenler için sadece başkalarını suçlama eğilimine gireriz.
Yaşadığımız olumsuzluklar onlar yüzündendir!
Aile düzenimizde, iş hayatımızda, toplumsal düzenimiz de değiştiremediğimiz,
kontrol edemediğimiz ve bizi sıkıntıya sokan onlarca şey olabilir. Kontrol
edebileceğimiz tek şeyin kendi duygularımız ve düşüncelerimiz olduğu gerçeğini
kabul ettiğimiz an “kendimizle ilgili sorumluluk alma bilinci” oluşturmaya başlarız.
Sorumluluğun birçok anlamı vardır burada bahsedeceğim sorumluluk, kendi
özümüzü, duygularımızı hatta acı çekişimizi bile kendimizin yarattığının farkına
varmaktır. Bu sorumluluğu kabul etmeyen, çektiği sıkıntı için başkalarını suçlamaya
devam eden bireyler için hayat sadece suçlamalardan ve savunmalardan ibarettir.
Oysaki kişisel değişim, kendi durumumuzun, mutluluk ve başarımızın başka birisi
veya dış bir güçten değil bizden ve tercihlerimizden kaynaklandığının farkında
olmayı gerektirir.
Çünkü biliyoruz ki; kendimizi değiştirebiliriz, yeni seçimler yapabiliriz, değerler
sistemimizi yenileyebiliriz. Daha iyi hissetmek için bizi mutsuz eden kişilerden,
olaylardan, mekânlardan uzaklaşma hakkımızı kullanabiliriz. Kendimiz olma
sorumluluğundan kaçınmak için geliştirdiğimiz onlarca taktiği bırakabiliriz Diğerleri
bazı şeyleri dayatabilirler ancak bir şeyi yapıp yapmama kararı ve o kararı uygulamak
bizim irademiz altındadır. Sorumluluk almaya başladıkça başkalarını daha az
suçlayacak, başkalarını daha az suçladıkça daha az öfkelenecek, daha az
öfkelendikçe de gücümüzü değişim ve mutlu olmak için harcayacağız.
Şimdi gelin yukarıda yapılan deneyler ve sonuçlarını kendimize uyarlayalım.
işletmenizde sorunlarla boğuşurken ve çözüm bulmaya çalışırken kafanızda size
engel olan düşüncelerinizi bir kenara bırakmakta fayda var.
Sizler, öncelikle kafanızdaki öğrenilmiş çaresizlik duygusunu atmanız gerekmektedir.
Bu duygudan kurtulduğunuzda birçok şeyi başarabileceğinizi göreceksiniz.
Mesela:
• Bu çalışanlarla bir yere varamam.
• Biz kim, dünyaya mal satmak kim.
• Bu ihalede, bu kadar büyük firma varken, işi bize vermezler.
• Teknolojiye yatırım yapsam da bana ne getirisi olacak ki?
• Küçük olsun, benim olsun. Büyüsem de ne olacak ki?
• Bizim sektör, hiçbir sektöre benzemez. Ne yaparsan yap bazı şeyleri
değiştiremezsin.
• Biz babamızdan böyle gördük.
• Eski köye yeni adet mi getireceğiz?
• ve
• ve
• ve
• Biz ne kadar uğraşsak ta, büyümemiz ve gelişmemiz mümkün değil
Bunlar gibi olumsuz düşünceleri çoğaltabilirsiniz.
Öncelikle sizlere şunu tavsiye ediyorum; kafamızda bize engel olan ve yapacağımız
veya yapmayı düşündüğümüz çalışmaları engelleyen bu duygudan sıyrılmamız
gerekmektedir.
Kaynak: Mehmet Sayım Karacan / Mehdi BARAN PDR UZMANI / Saynur Nevres Kaya
http://www.turkceciler.com/forum/forum_posts.asp?TID=2433
Nazif Özdemir / Yönetim Danışmanı
nazifo@superonline.com
www.nazifozdemir.com