Özet
Resimle betimleme, tarihte farklı düşüncelerin, farklı yaşantıların, yaşadıkları
zamana ait farklı geleneklerin ve geleceğe dair umutların
yansıtıldığı bir iletişim aracı olmuştur. M.Ö. 30.000–10.000 yılları
arasına tekabül eden yontma taş devrinde tarihte resimle ilgili ilk
tasvirlere rastlanmış, daha sonraları Nuh tufanına karşı tasarlanan
gemi, mucizevî bir sonuç ortaya koyan üstün bir teknik tasarım
bilgisini bünyesinde barındırmıştır. M.Ö. 6000’li yıllarda Mısır
piramitlerinin inşasında, ölçülendirmeye dair ilk somut uygulamalara
rastlanmakta ve “Royal Cubit” olarak adlandırılan ilk doğrusal
standart ölçü birimi kullanılmıştır. M.Ö. 3200–30 yıllarında üç boyut
görüşünden uzak, resimle yazma ve görsel sembollerle oluşturulan
kabartma ya da oymalarla sınırlı bir resim anlayışı ortaya çıkmıştır.
Yine yaklaşık M.Ö. 2000 yıllarına ait verilere göre, oyma şeklindeki
çizimlere yer verildiği anlaşılmaktadır. M.Ö 1100–100 yıllarında
tarihi eski Yunan çizimlerine bakıldığında, resimlerin derinlik ve
boyuttan yoksun olduğu dikkat çekmektedir. Rönesans döneminde
(M.S. 1400–1600), resim, mimari yapıt, tasarı ya da “teknik” resme
yönelik çok önemli gelişmeler kaydedilmiş, resim çizme sanatı, üç
boyutlu niteliğe ulaşmıştır. Sanayi devrimi ile “teknik resim”in
kullanım sahası daha da artmıştır. Bu çizgi dilinin çok eski tarihlerden
bugünlere kadar ulaşması sürecinde, ayrıntısız, iki boyutlu ve üç
boyutlu gösterim tarzına gelinceye kadar çok büyük bir zaman dilimi
geçmiştir. Şöyle ki insanoğlunun bu iletişim eylemi, taşlardan
bilgisayar ortamına ulaşmıştır.
Anahtar kelimeler: Teknik resim, tarih, çizim, tasarım
Abstract
Historically illustration has been a communication instrument that
various ideas, different experiences, assorted customs and expectations
relating to future are reflected. It has been meet historically the first
illustrations during Paleolithic period, which lasted from 30,000 B.C.
to 10,000 B.C, and then the ark designed against Noah Deluge includes
major technical design knowledge which has deduced a miraculous
result. In 6000s B.C, the first tangible concrete applications are seen
during building Egypt pyramids, and the first linear standard
measurement unit named as Royal Cubit is used. A limited pictorial
understanding which has been compromised from glyphs formed with
hieroglyphics and visual symbols has been appeared lack of three
dimensions, 3200 B.C. to 30 B.C. Also, according to data pertaining
to about 2000 B.C, it has been given place to intaglios drawings.
When it is considered to the architectural drawings of the early Greeks,
1100 B.C. to 100 B.C., it attracts attention that the pictures are
lacked depth and dimension. During the Renaissance period
(1400–1600), major advancements in painting, architectural rendering
and descriptive or "technical" illustration have been recorded and
pictorial drawing took on a three dimensional quality. The industrial
revolution further refined the field of technical illustration. Whilst this
drawing language up to now from ancient, a lengthy time period have
pasted for superficial, two-dimension and three-dimension illustration
styles. Thus, the communication action of human has attained from
stones to computer environment.
Keywords: Technical drawing, history, drawing, design
1. Giriş
Teknik resim, somut nesnelerin uygun boyut ve toleranslarda tasarlanıp,
imalatçıdan kullanıcıya kadar herkesin en kolay ve hızlı bir şekilde
anlayabileceği bir biçimde sunmaya imkân veren bir çizgi dilidir.
Bu çizgi dilinin çok eski tarihlerden bugünlere kadar ulaşması sürecinde,
ayrıntısız, iki boyutlu ve üç boyutlu gösterim tarzına gelinceye kadar çok
büyük bir zaman dilimi geçmiştir. Şöyle ki, insanların bu iletişim eylemi
taşlardan bilgisayar ortamına ulaşmıştır. Eskiden bu çizgi dili, oyma,
işleme ve kazıma gibi ameli bir yönü olan bir iş ya da ustalık iken,
sonradan mürekkepli ya da kurşun kalemle sanat eylemine dönüşmüş ve
günümüzde de klavye tuşları ve fare (mouse) yardımıyla sanal âleme
taşınan üç boyutlu bir anlatış tekniği haline gelmiştir. Bugün teknolojik
ve sanayi dallarında ortak anlaşma ve anlatım aracı olan “teknik resim”
sayesinde, dünyanın neresi olursa olsun, insanlar artık konuşma diline
ihtiyaç duymadan kolaylıkla anlaşabilmektedir.
2. Tarihçe
Ýnsanoğlunun yeryüzüne intikalinden beri, insanlar birbirleriyle iletişim
kurmak amacıyla farklı düşüncelerin, farklı yaşantıların, yaşadıkları
zamana ait farklı geleneklerin ve geleceğe dair oluşumların peşinde
olmuşlardır. Resimle betimlemenin başlangıcı, eskiden yazılmış kayıtlara
dayanır. M.Ö. 30.000–10.000 yılları arasına tekabül eden yontma taş
devrinin sonlarına ait bulunan taşlar üzerinde çizilen resimlerin, tarihte
resimle ilgili ilk tasvirler olduğu belirtilmektedir. Bu tasvirler, görsel ve
yazılı dili, resimyazısı (hiyeroglif, özellikle dini yazıtlar), o zamana ait
dini yaşantıyı, siyasi düşünceleri, bilimsel verileri ve günlük yaşamları
yansıtmaktadır [1].
Bazı kaynaklara göre M.Ö. 9000, bazılarına göre M.Ö. 3000, bazılarına
göre ise M.Ö. 12. yüzyıllarda geçen Nuh tufanının olduğu dönemde,
ciddi bir ölçülendirme, tasarım ve ustalıkla yapılan Nuh’un gemisi çok
şiddetli su arklarına dayanabilmiştir. Muharref Ýncil’de bu geminin
malzeme olarak “gopher”, yani selvi ağacından yapıldığı belirtilmektedir
[2]. Ciddi bir teknik, tasarım ve malzeme bilgisi gerektiren bu gemi inşası
mucizevî bir eserdir. Kutsal kitaplardaki bilgiler [3–5] ve yapılan
araştırmalar [6–10] göz önüne alındığında, büyük bir ihtimalle bu
geminin Cudi Dağı’na oturduğu ifade edilmektedir. Yalnız geminin
boyutlarına dair veriler hala tartışmalıdır. Muharref Tevrat´da verilen
ölçüler doğruysa Nuh´un Gemisi çok büyüktür, günümüz ölçüleriyle
hesaplandığında gemi 42.5 milyon cm3 hacminde olmalıdır, bu da 45 ile
66.000 ton arasında bir gemi demektir. Yani en üst olasılıkla Nuh´un
Gemisi Titanik´le eş düzeydedir. Ama bir de Babil dönemi Tufan
yazıtlarındaki ölçüler göz önüne alınırsa, ortaya 228.000 tonluk bir
gemi çıkar ki, bunun günümüzde dahi yapılması kolay değildir.
Muharref Tevrat’a göre geminin boyu 136 m, eni 22,5 m ve yüksekliği
13.5 m olup, üç katlıdır [9]. Yine bu boyutlar, geminin bıraktığı izlere
dair yapılan araştırmalarına göre farklılık içerebilmektedir. Şekil 1’de
Nuh’un gemisi ile diğer devasa meşhur gemilerin boyut olarak bir
karşılaştırması yapılmıştır.

Şekil 1. Nuh’un gemisinin diğer ünlü büyük gemilerle karşılaştırılması [11]
Ölçülendirmeye dair bilgilere M.Ö. 6000’li yıllara ait papirüslerde
(Şekil 2) bahsedilen Mısır piramitlerinin inşasında da rastlanmaktadır.
O dönemde firavunun kol dirseğinden orta parmak ucuna kadar olan
mesafe 'Royal Cubit' olarak tanımlanmıştır [12]. Bu ölçüde, siyah
granitten bir çubuk [13] yapılarak piramit yapımı gerçekleştirilmiştir.
Bu ölçü birimi, doğrusal ilk standart ölçüdür. Royal Cubit yaklaşık
olarak 43–52 cm arasında değişir. Mısır'daki piramitlerin yapımında
yaklaşık 100 Royal Cubit değeri kullanılmıştır. Standart olarak bugün
bir Royal Cubit 524 ± 2 mm’ye eşit bir ölçü birimi olarak kullanılmaktadır.

Şekil 2. Royal Cubit, firavunun kol dirseğinden orta parmak ucuna kadar
olan mesafe olup, kullanılan ilk doğrusal standart ölçüdür [12]
Ýlginç olan şu ki, kol dirseği ile orta parmak ucuna kadar olan mesafe
Royal Cubit ölçüsü şayet 40 ise, kol dirseği ile omuza kadar olan mesafe
de bu değerle uyumlu olarak 30 çıkmaktadır. Bu ilişki dünya ile mars ve
dünya ile güneş arasındaki mesafelerle paralellik arz etmektedir.
Bu nedenle, Mısır piramitleri çok gizemli bir bilinç ve tasarımın sembolü
olmuştur (Şekil 3).

Şekil 3. Royal Cubit ölçeğine geometrik yaklaşım ve mısır piramitleri
[14, 15]
M.Ö. 3200–30 yıllarında eski Mısır kâtipleri, ressamları ve taşları
kazıyarak yazıp çizen kâtiplerin ise tarihin ilk “ticari” ressamları
olduğu sanılmaktadır. Bu Mısır zanaatkârlarının uzman ve üretken
olanları dahi, ilk çizdikleri profil çizimler ve resimler itibariyle, yükseklik,
genişlik ve derinlik bakımından yoksun görünüşler çizmişlerdir. Bu üç
boyut görüşünden uzak yapı, resimle yazma ve görsel sembollerle
oluşturulan kabartma ya da oymalarla sınırlı bir resim anlayışına yol a
çmıştır [1].
Yaklaşık M.Ö. 2000 yıllarına ait verilere göre, Babil Ýmparatorluğu’nda
bir tapınak için bir taş levha (kitabe) üzerinde oyma şeklinde bir çizim
dikkat çarpmaktadır [16] (Şekil 4). Çizilen resmin iki boyutla sınırlı
kaldığı görülmektedir.

Şekil 4. Babil Ýmparatorluğu’nda bir tapınak için bir taş levha üzerinde
oyma şeklindeki bir çizim [16]
Eski Mısır’a ait resim yazıları gibi, M.Ö 1100–100 yıllarında tarihi eski
Yunan çizimlerine bakıldığında, bu resimlerin de derinlik ve boyuttan yoksun
olduğu dikkat çekmektedir. Aslında, doğayı taklit etme sanatını elde etme
çabası içerisinde, eski Yunanlar, resme bakanın sezgisel anlama gücüne
karşı sanki açıkça savaşa girercesine binalarını tasarlamışlardır. Buna en
iyi örnek, M.Ö. 438’lerde inşa edilen Atina’daki Parthenon’dur. Bu yapı,
Acropolis (şehrin en yüksek noktasında bulunan iç kale ya da hisar) duvar
üzerine inşa edilmiş ve üstten etrafı gözlem yapmaya elverişli bir nokta
olarak görev yapmıştır. Yapının arkası ise, ön tarafından daha uzun ve
geniştir. Yan sütunlar, önden arkaya doğru hacimsel olarak büyümektedir.
Bu tasarım yöntemi, Parthenon’a, mimari ve sanatsal sunumları göstermeye
yarayan düz ya da dik çizgisel (orthographic) görüntülere yakın bir görünüm
vermiştir [1].
Rönesans döneminde (1400–1600), resim, mimari yapıt, tasarı ya da “teknik”
resme yönelik en önemli gelişmeler, Leonardo da Vinci (1452–1519), Leon
Battista Alberti (1404–1472) ve Raphael Sanzio (1483–1520) gibi ressamların
çalışmaları ile olmuştur. Leonardo da Vinci’nin bilimsel merakı ile birlikte
bütünleşen resim kabiliyeti, bilim ve icat ile sanatın kaynaşmasında çeşitli
yöntemlerin oluşmasına ve gelişmesine hız kazandırmıştır [1]. Tarihsel gelişim
içinde ölçüm toplum içinde kullanımını sürdürmesine karşın ölçüye uygulanan
tolerans uygulamalarda görülmemektedir. Bununla beraber teknik resim
olarak tanımlayabilecek tasarım çalışmalarında da ölçü ve tolerans kavramına
rastlanılmamaktadır. Bunun en belirgin örneklerini Leonardo Da Vinci'nin
tasarım çalışmalarını yaptığı teknik resimlerde (Şekil 5) örneklendirebilir [17].

Şekil 5. (a) Mekanik ızgara resmi (sıcak havanının yükselmesi ve
hızlanmasıyla dönen pervanenin dişli, zincir, kayışlı düzenek yardımıyla
ızgarayı döndürmesi (M.S.1500), (b) Leanardo Da Vinci’ nin dişli aktarım
teknik resimleri (M.S.1500) [17]
Ressam ve mimar olan Leon Battista Alberti'nin 1436’da yaptığı "Della pictura
(Resim sanatı üzerine)” isimli çalışması, ressamlar için ilk modern el kitabıdır.
Romalı mimar Marcus Vitruvius Pollio (M.Ö 1. yüzyıl)’nun temel ansiklopedik
eserinden esinlenen Alberti, 1845’de mimari ve mimari icraya yönelik yöntem
ve yöntem bilimler üzerine "De re aedificatoria" isimli bir eser yazmıştır [1].

Şekil 6. Perspektif çizime bir örnek (Rönesans Dönemi)
Uzaysal görüntü oluşturma, Rönesans döneminin bir başka önemli gelişmesidir.
Bu dönemde, resim çizme sanatı, üç boyutlu niteliğe ulaşmıştır (Şekil 6). Bugün
“klasik” ya da “hayali görünüş” olarak isimlendirilen gelişme evresi bu
dönemde olgunlaşmış ve üç boyutlu görüntü çizimleri, bu dönemin mimarları,
mucitleri ve ressamları için bir favori olmuştur. Daha sonra da Ortaçağ’a ait
“Last Judgement” resimleri ve nakış (fresco)larda görüldüğü gibi, birçok şeklin
ölçüsü, öncelikle onların dini önceliklerine göre belirlenmiştir. Resme bakan
kişinin nesnelerden uzaklığı arttıkça, nesnelerin daha uzak göründüğü
gerçeğinin anlaşılması, resim hususundaki fikirlerin giderek olgunlaştığı
anlamına gelmektedir. Da Vinci’den daha genç çağdaşlarından olan Raphael,
kalem kâğıt ile çizdiği mimari çalışmalarında kullandığı üç boyutlu perspektif
çizim tekniğinin gelişmesi üzerine yoğunlaşmıştır. Bu süre zarfında, gözle
görülen üç boyutlu görüntü ile beyinde oluşturulan üç boyutlu görüntü arasında
meydana gelen süreç, üç boyutlu olarak kâğıt veya tuval üzerinde yeniden
oluşturulmuştur. Alberti, da Vinci, Raphael vd. sanatsal, teknik ve bilimsel
olarak anlayış sınırlarını zorlarken, Jan Van Eyck (1390–1441) gibi Hollandalı
ressamlar da, çeşitli yüzeyler üzerinde ışığın yansımasından esinlenerek üç
boyut gerçeğinin gösterimini geliştirmiştir. Bundan dolayı, Hollanda (Flemenk)
resim sanatı, genellikle “gerçekçi” resim olarak tanımlanmıştır. Bundan sonra,
gerçek ve mekanik çizimin birlikteliğine, artık birkaç yüzyıl kalmıştır [1].
3. Modern teknik resim
Sanayi devrimi, “teknik resim”in kullanım sahasını daha da artırmıştır.
Seri üretim, dış kaynakların kullanımı, evrensel olarak anlaşılan teknik
resimdeki dönüşüm ve standartları kullanıma sokma ihtiyacını beraberinde
getirmiştir. Fakat bu dönemin çizimleri, gerçekten ya da üç boyutlu derinlik
kavramından uzak kalmıştır, şöyle ki bu çizimleri teknik resim bilgisinden
yoksun kişilerin anlaması çok zor olmuştur. 1900’lı yılların başlarında,
Marcel Duchamp (1887–1968), Fernand Léger (1881–1955) ve Joan Miró
(1893–1983) gibi Soyut Dışavurum (Abstract Expressionist) ve Dadaist
Hareketi içerisindeki ressamlar, “kapitalist bilinç sembolleri”ni yermek ve
korkularını ifade etmek için, resimlerinde soyut unsurlar olarak basit teknik
ve ürün çizimleri kullanmışlardır [1].

Şekil 7. Ýlk patent çizimleri (1800’li yıllar)
1900’lı yılların ortalarında “bilimsel” ya da “doğrusal üç noktalı perspektif”
anlayışının ortaya çıkması, ressam ve teknik ressamların nesnelerin ve
ortamların daha gerçek olarak resimlemesinde kayda değer bir yöntem
bilimi sunmuştur. Önceleri, görüntünün bir çizimde çoklu resim düzlemini ya
da noktasını birlikte bulunduran “klasik” perspektif anlayışının aksine,
bugün sadece tek bir görüntü noktası kullanılmaktadır. Ayrıca perspektifin
ilkelerinden bihaber ve hiçbir teknik bilgiye sahip olmayan bir kişi, bir eksik
ya da yanlış varsa, bir sanat eserine, sezgisel olarak olumsuz bir tepki
gösterebilir. Bu dönemde, resimle ilgili herhangi bir teknik bilgiye sahip
olmayan bir kişiye karmaşık çizgilerden oluşmuş bir çizim resmini daha iyi
anlatabilmek için boyut, yakınlık ve ölçü olguları gibi çeşitli çizgi biçimleri
kullanılmıştır. Tarama (paralel çapraz çizgiler) çizimleri, noktalarla çizim ve
diğer yöntemler, bir nesneye daha fazla derinlik ve boyut kazandırmıştır,
fakat teknik resim büyük ölçüde siyah ve beyaz ya da yarım ton ilişkisi
olarak kalmıştır [1].
3.1. “Kesit resim (cut-away)”in doğuşu
“Kesit” görünüşüne dair ilk çizimlere 1800’li yılların sonlarına doğru
rastlanmaktadır. Bu türde yapılan ilk resimlerde tercih edilen görüntü,
genelde iki boyutlu yan görünüş olmuştur. 1930’lı yıllarda, Russell Porter,
üç boyutlu kesit görünüş alanının öncülerinden biridir. Teknik resim
Porter için sadece bir hobi olmasına rağmen, onun çalışmaları kesit
görünüme dair etkinliklerin en ilklerinden biri olmuştur. Porter,
Caltech’in Polomar teleskopu tasarımı üzerinde çalışırken, “kesit alma”
çizim tekniğini mükemmel bir düzeye ulaştırmıştır. II. Dünya Savaşı
sırasında, askeri yazılım oluşturma ve çizimlerinde görev alarak savaşta
önemli bir rol üstlenmiştir. Porter, karmaşık makinelerin iç aksamlarını,
dıştan kesit alarak çizme becerisi göstermesi sebebiyle Pentagon yetkilileri
tarafından “Kesitçi Adam” olarak isimlendirilmiştir. 1950’lilerde, ünlü
Japon ressam Yoshihiro Inomoto ise, mürekkepli kalemle yapılan üç
boyutlu “kesit” otomotiv çizimleri ve gösterimleri hususunda ilk
öncülerden biri olmuştur [1].
Modern teknik resim, foto-realizm (fotogerçekçilik) sanat hareketinin
yardımıyla, 1960’lı yılların sonlarında tekrar gelişme göstermiştir.
Boya fırçası, kurşun kalem ve havalı fırçalar kullanılmasına rağmen,
ressamlar fotoğraf taklit etmenin ötesine gidememişler ve bu konuda
uzmanlaşmışlardır. Hâlbuki gerçek görüntüler yine rağbet görmüştür.
Günümüzde teknik ressamlar, teknik resim ve foto gerçekçiliği
birleştirerek, çok az mekanik veya teknik resim bilgisine sahip kişilere
çok karmaşık teknik bilgileri taşıyabilmektedirler. Birbirinden farklı
bu iki sanat türünün kaynaşması, sonuçta teknik resmi sanattan uzak
bir bilgi edindirme tasvirinden, ince bir sanat diyarına yükseltmiştir [1].

Şekil 8. Ýlk kesit görünüş çizimleri (1890’lı yıllar - Inomoto’nun çiziminden)
Bilgisayar teknolojisinin ve yazılım programlarının gelişmesiyle, 1980’li
yıllarda, artık teknik resim çizimleri bilgisayar programları ile çizilmeye
başlamıştır. Bu yıllarda daha çok, basit şekilli parçaların (kanca ve pim
gibi) çizimi yapılmıştır (Şekil 9(a)). 1990’lı yıllardan sonra, daha karmaşık
şekilli tasarım çizimleri yapılabilmiş, örneğin Dodge Neon 3-D CAD system
CATIA ile tasarlanmıştır. Boeing 777 uçağı ise, tamamen üç boyutlu
bilgisayar grafik tasarım programları ile tasarlanmış ilk jet yolcu uçağı
olmuştur (Şekil 9(b)) [16]. Günümüzde tasarımın yapılmasını kolaylaştıran,
hızlandıran, kalitesini yükselten Autocad, ProEngineer, Solid Works,
Catia, CAD-CAM gibi bilgisayar çizim programları kullanılmakta ve
daha da geliştirilmektedir.

Şekil 9. 1990’lı yıllardan sonra bilgisayar destekli çizim programları,
ürün imalatının en önemli parçalarından biri haline gelmiştir.
Günümüz dünyasında metrik ve inç olmak üzere iki ölçü sistemi
kullanılmaktadır. Bu durum standartlaştırma yönünden bazı sakıncalar
ve uyuşmazlıklara sebep olduğu için, Dünya Ülkeleri ISO (International
Standarzation Organization) adıyla bilinen Milletlerarası Standartlar
Organizasyonu Teşkilatını kurmuştur. Bu organizasyon içinde yer alan
ülkeler, bu teşkilat tarafından kabul edilen standartlara uymak ve
bunları alıp bünyesine uydurarak standartlarını düzenlemek zorundadır
[18].
4. Yurdumuzda resim
Ýnsanların en eski çağlardan beri kullandıkları resimle anlatım aracı
Türkler tarafından da kullanılmıştır. Orta Asya'nın bozkırlarında
yaşayan Türk boylarının, ele aldığı konulardan dolayı "hayvan üslubu"
olarak adlandırılan resimler yaptığı bilinmektedir. Ýslamiyet
benimsendikten sonra dini yasaklar nedeniyle betimleyici resim daha az
kullanılmış, onun yerine süsleyici resim sanatları gelişmiştir. Az sayıda
da olsa Anadolu Selçukluları'ndan bazı yapıtlar kalmıştır. Bunlar
kabartmalar, çini üstüne yapılan çizimler biçimindedir. Osmanlı
döneminde de yoğun bir minyatür çalışması gözlenir. Fatih Sultan
Mehmet döneminde batıdan ressamların getirtilerek padişahın ve
ailesinden kişilerin resimlerinin yaptırıldığı bilinmektedir. Osmanlı
sanatçıları da Ýtalya'ya gönderilmiştir. Bu tür girişimler daha sonraki
dönemlerde yinelenmemiş, kendine özgü kuralları olan minyatür sanatı
sürdürülmüştür. Elyazması kitapların resimlendirilmesinde kullanılan
minyatürlerin betimlemeci yanı da vardır. Bu sanatta gerçekçi olmaktan
çok simgesel anlatımlar önemlidir. Türkiye'de batılı anlamdaki ilk resim
denemeleri yeni kurulan Mühendishane-i Berri-i Hümayun (Kara
Mühendishanesi) ile Mekteb-i Harbiye (bugünkü Kara Harp Okulu)
gibi mühendislik ve askeri okullarında gerçekleştirilmiştir. Önce
haritacılık, teknik resim gibi konularda başlayan eğitim kısa süre içinde
serbest resmi de kapsamış, bu amaçla batıdan öğretmenler getirtilmiştir.
Türk öğrencileri de yetiştirilmek üzere batı ülkelerine, özellikle
Fransa'ya gönderilmiştir. [19].
Yurdumuzda Cumhuriyetten bugüne değin önemli aşamalar kaydeden
teknik resim alt yapısı, bugün Türk Standartları Enstitüsü [20] tarafından
hazırlanan “teknik resim standardizasyonu” yoluna gitmiştir. Örneğin
teknik resim ile ilgili “genel kurallar” TS 88’de yer almaktadır. Bu
, üretim ve tekrar parça temininde kolaylıklar sağlamış ve maliyet ve
işletme masraflarını azaltmıştır.
Bugün yurdumuzda en üst düzeyde teknik resim bilgisine sahip çok
sayıda, teknik eleman, teknik ressam ve mühendis mevcut olup, her
geçen gün de daha donanımlıları yetişmektedir. Yetişen teknik
elemanlar, uluslar arası ticari ve bilimsel rekabet ortamında saygın
bir yer tutmuş ve evrensel anlamda teknik resim bilgisini uygulamaya
sokabilecek bir yeterliliğe sahiptir.
5. Gelecek
Modern teknoloji, birçok müşterinin anlama gücünün çok üzerinde olup
çok karmaşıktır, fakat insanoğlunun bir şeylerin nasıl çalıştığını bilme
merakı ve arzusu, geleceğin teknik ressamları için verimli bir zemin
oluşturacaktır. Bilgisayar programları, objektif bilgi toplamada,
yorumlamada ve tekrar bu bilgilerin geri kazanılmasında çok iyi olabilir,
fakat soyut (öznel) algılamada henüz yetersizdir. Bilgisayar havalı fırça,
boya fırçası ya da kurşun kalem gibi sadece bir araçtır [1]. Tasarımcı
çizim sürecinde kazandıklarını, tasarımını geliştirmek için yararlı
girdilere çevirebilir ve bilgisayarın veri biriktirme, sıralama, hesaplama,
programlanabilme, görselleştirme yeteneklerinden yeterince
yararlanabilir, işte o zaman bilgisayar ortamında çalışmak gerçek
anlamda verimli olacaktır. Ancak, bilgisayar çizimlerinin kusursuz,
hatta mükemmel olduğu, elle çizimin ve tasarımın artık tarihe karıştığı
yönündeki inanışların pek ciddiye alınmaması gerekir. Bilgisayar
çizimleri, bilgisizlikten, dikkatsizlikten oluşacak hataları düzeltmek
gibi bir görev yüklenemez. Çizim bir haberleşme aracıdır. Doğru çizim
doğru bilgiyi iletir, bilgi yanlışsa bilgisayarda çizilmesinin hiçbir
anlamı yoktur [18].
Etkili bir teknik resim, daima bir insan dokunuşu gerektirecektir.
Sadece bir insan, başka bir insanın estetik olarak memnun olacağı
ve anlayabileceği şeyi bilebilir. Çok üstün çizim programları
kullanılsa da, teknik ressamlar, insanın görsel algılama hedefini
daha da artırmaya hazır ve güçlü yeni araçlara sahip olacak ve bu uzun
soluklu sanat biçiminin sınırlarını zorlayacaktır [1].
KAYNAKÇA
[1] http://www.khulsey.com/history.html
[2] Ýncil, Genesis 6:14–16.
[3] Kur’an-ı Kerim, Hud Suresi, 44
[4] Tevrat, Tekvin, 8/1–19
[5] Ýncil, 8.bap, 4.ayet
[6] http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=23398
[7] http://www.zaferdergisi.com/article/?makale=1343
[8] http://yukarikayalar.wordpress.com/2007/10/19/hz-nuh-kissasinin-kur
%E2%80%99an%E2%80%99da-ve-muharref-tevrat%E2%80%99taki-
karsilastirmasi/
[9] http://www.hossohbet.com/forum/dini-hikâyeler/50711-hz-nuhun
-gemisi.html
[10] http://www.dogubayazit-bld.gov.tr/nuhungemisi.asp
[11] http://www.answersingenesis.org/articles/nab/really-a-flood
-and-ark
[12] http://www.fairchild-controls.com/methistory.html
[13] http://freepages.history.rootsweb.com/~rgrosser/amarna/neywetaten
/measures.htm
[14] http://www.gizapyramid.com/CliveRoss3.htm
[15] http://educate-yourself.org/dc/orgonegenindex.shtml
[16] http://www.montgomerycollege.edu/Departments/cadtecgt/es100/
TechDwgHistory.PPT [17] Cahit Töre, Teknik Resim, Ölçme ve Tolerans
Tarihçesi, Mühendis Makine, 531, Nisan 2004
[18] Kemal Türkdemir, Teknik Resim I, PAÜ. Müh. Fak., 2004
[19] http://www.kultur.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433
CFF0239EEA0FCDF038B49235F373EA5ECF4
[20] http://www.tse.org.tr/Turkish/Abone/Standard_Ara.asp?sira=
1&durum=G
Yrd. Doç. Dr. Ferhat Bülbül
Atatürk Üniversitesi, Makine Mühendisliği Bölümü, 25240, Erzurum