ARŞİV
OCAK 2012 Sayı 86
TEMMUZ Sayı:83
HAZİRAN.2011-SAYI:82
NİSAN 2011 SAYI 81
OCAK 2011 SAYI 78
SAYI 75
SAYI 74
MAYIS SAYI 73
MART SAYI - 72
ŞUBAT 2010 Sayı 71
Ocak 2010 Sayı 70
KASIM 2009 Sayı 69
TEMMUZ 2009 SAYI: 68
SAYI 67
SAYI 66
sayı 65


ANKET
fransaya boykot doğrumu


DÖVİZ KURLARI
Dolar ($) : 1,76
Euro (€) : 2,31
 


XI. Otomotiv Sempozyumu



“Kalıpçılık ve Tasarım” Sonuç Bildirgesi Açıklandı

TMMOB Makina Mühendisleri Odası’nca 1984 yılından bu yana çeyrek asırdır
düzenlenen 10 ayrı sempozyumun ardından, 8–9 Mayıs 2009 tarihlerinde Bursa T
ÜYAP Fuar Merkezinde gerçekleştirilen 11. Otomotiv Sempozyumu, kapitalizmin
yaşadığı en büyük krizlerden birinin ortasında toplanmıştır.
Bursa Şubemiz yürütücülüğünde Kalıpçılık ve Tasarım ana teması ile gerçekleştirilen
ve Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Taşıt Araçları Yan Sanayii Derneği (TAYSAD),
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), sektörel kuruluşların
temsilcileri, uzmanlar ve akademisyenlerin katıldığı sempozyum, sektörde faaliyet
gösteren birçok kurum ve kuruluş tarafından desteklenmiştir.
Sempozyumda; “Ülke Sanayisinin Genel Durumu” konusunda bir değerlendirme
oturumu, “Küresel Krizin Türk Otomotiv Sektörüne Güncel, Orta ve Uzun Dönemdeki
Etkileri ve Alınabilecek Önlemler” konulu bir panel ve “Otomotiv Sempozyumunun
Dünü” konulu bir sunum yapılmıştır. Ayrıca, “Rekabet Öncesi Ýş Birlikleri”,
“Türkiye’de Otomotiv Kalıpçılığı, Gelişimi ve Sorunları”, “Avrupa ve Dünya
Kalıpçılığı”, “Yeni Malzemeler ve Uygulamaları”, “Otomotiv Çalışanlarının Çalışma
Koşulları, Ýş Güvencesi, Sektörün Dünü ve Geleceğine Yönelik Beklentileri”,
“Kalıpçılıkta Yeni Teknolojiler ve Yaklaşımlar”, “Kalıpçılık ve Tasarımda Bilgisayar
Destekli Uygulamalar”, “Kalıpçılık, Üretim ve Mühendislik”, “Otomotiv ve
Mühendislik” ile “Yeni Teknolojiler, Hibrit, Hidrojen Yakıtlı Otomobiller” konu
başlıkları altında düzenlenen 3’ü paralel, 13 oturumda 25 bildiri, sunulmuş, 6 farklı
panel gerçekleştirilmiştir. Sempozyumu 168’i kayıtlı delege olmak üzere, 493 kişi
izlemiştir.
2008 yılının ortalarından itibaren önce ABD’de, daha sonra Avrupa’da öncelikle
finans sektörünün çökmesi ile başlayan küresel ekonomik kriz, hızla reel sektörlere
yayılmıştır. Bu bağlamda ihracatının yarısından fazlasını AB ülkelerine yapan
Türkiye; küresel krizin kendisini teğet geçmesi bir yana, krizden en çok etkilenen
ülkelerden biri olmuş, 2008 Ağustos ayından sonra gerileyen sanayi üretimi, yılın
ilk aylarında % 24’e varan azalış ile yüksek bir noktaya ulaşmış, motorlu kara
taşıtları sanayi tüm sanayi ürünleri içinde % 59 ile en büyük düşüşü yaşamıştır.
Sempozyumun gerçekleştiği tarihten önceki iç ve dış ekonomik gelişmeler, otomotiv
sektörünü yakından etkilemiştir. Başka bir deyişle, ekonomik krizde otomotiv
sanayi ve onun çalışanları büyük bedel ödemiştir.
Ülke sanayisi ve en yakıcı olarak da otomotiv sektörü üretim, yatırım, istihdam,
kapasite kullanımı ve talep alanlarında daralma şeklinde krizden ciddi olarak
etkilenirken, Türkiye aşırı iç-dış borçlanma, ekonomik küçülme ve işsizlikte dünya
ikinciliğinde somutlanan bu kriz ile çalkalanmaktadır. Kriz emeğiyle geçinen tüm
toplumsal kesimlerin yaşam standardını geriletmiş, işten atılmalar, zorunlu izinler,
ücret kesintileri olabildiğince artmış, işini kaybetmeyenler açısından ekstra mesai ve
ek çalıştırma yöntemleri devreye sokulmuş, eksik iş gücü mühendisler ve çalışanların
omuzlarına yüklenmiştir.
Türkiye’nin otomotiv üretiminde ihracatın payının yüksekliği aslında birçok sorunun
üstünü örtmüştür. Devrim otomobilinin yapımıyla ülkemiz mühendisliğinin yakaladığ
başarının devamı getirilememiş; otomotiv sanayii dışa bağımlı olarak gelişmiştir.
1990’lardan itibaren üretici firmalar motor aktarma organları, elektronik, hidrolik
ve pnömatikte temel ürünlerde yerli üretimden vazgeçip ithalata yönelmiş ve bugün
hammadde ve yardımcı maddeler dahil dış girdi oranı % 79’’u bulmuştur. Türkiye
ihracatının ana pazarı olan AB ülkelerinde talebin krizle birlikte hızla azalması,
gerçekte sektörün yaşadığı derin bunalımın başlıca nedenidir. Çünkü ihracatta,
katmadeğer açısından işgücü dışında Ar-Ge ve inovasyona dayalı bir katkı söz
konusu değildir.
Dünya otomotiv sanayinde kapasite fazlası vardır ve özellikle kriz dönemlerinde ana
üreticiler, aldıkları devlet teşviklerinin sonucu olarak, fason üretim yaptırdıkları
ülkelerdeki üretimlerini kısarak kendi ülkelerine kaydırmaktadırlar. Bu durumdan
ülkemiz otomotiv sanayi zarar görmektedir. Dolayısıyla küresel şirketlerin
maliyetleri aşağı çekebilmek ve azami kâr amacıyla yer değiştirmelere yönelebileceği,
Türkiye’deki teknoloji ve ölçekten kaynaklanan nedenlerle üretim tesislerinin başka
ülkelere kaydırılmasının söz konusu olabileceği gözetilmelidir.
Türkiye, kurulu üretim kapasitesi 1,5 milyon araç/yıl olmasına karşın, 2008 yılında
1.147.110 adet motorlu araç üretmiş ve bunun % 80’i ihraç edilmiştir. Ýhraç edilen
araçların bedeli 24,7 milyar ABD dolarıdır. Otomobil, ulaştığı hacimle Türkiye’nin
1 numaralı üretim ve ihraç sektörüdür. Dünyaya paralel olarak Türkiye’de 2008
yılında başlayan daralma 2009’da da sürmüş, bu yılın Ocak-Nisan döneminde
toplam otomotiv üretimi % 54, ihracat ise % 55 azalmıştır. Ýç piyasanın % 68’i
ithal otomobiller tarafından paylaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı 2008 yılı sonları ve 2009 yılı başlarında
Türkiye’deki otomotiv üreticilerinde 2 aylık üretim durdurmaları meydana gelmiş;
Türkiye’de tarihi işsizlik rekorları kırılırken, sektörde işsizlik oranı mühendisler
de dahil olmak üzere % 20’lere ulaşmıştır. Bu yakıcı gerçekler karşısında
hükümet krizin Türkiye’yi teğet geçeceği söyleminden vazgeçmiş, önce kısa
çalışma ödeneğini, bilahare ÖTV indirimlerini önlem olarak sunmuştur.
Ancak bu gibi önlemler pansuman tarzı yarar sağlamanın ötesine
geçememektedir. Diğer yandan üretimi durdurma, işten çıkarma v.b. olguların
masaya yatırılması, çalışanların haklarını kesin güvenceye alacak şekilde
hukuki düzenlemelere gidilmesi ve istihdamın korunması sosyal bir
zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışanların iş güvencelerinin
korunması, uzun vadeli düşünüldüğünde çalıştıkları şirketlerin deneyim ve
bilgi birikimlerinin kaybolmaması ülkemiz otomotiv sanayi açısından hayati
bir öneme sahiptir.
Odamız kamuoyuna olan sorumluluğunun bilinciyle, benzer etkinliklerinde
olduğu gibi sempozyumumuzun, bilim ve teknolojinin ışığında etkin bir
tartışma ortamı yaratarak, önemli bir platform oluşturduğu düşüncesindedir.
Bu bağlamda etkinlik boyunca yapılan tartışmalarla elde edilen aşağıdaki
hususların kamuoyunun bilgisine sunulmasına karar verilmiştir.
•  Ülkemizin kaynakları küresel güçlerin baskısından bağımsız bir şekilde
değerlendirilerek bilimi ve teknolojiyi esas alan, AR-GE ve inovasyona
ağırlık veren, yerli yatırımcıyı özendiren ve koruyan, devletin ekonomideki
yönlendiriciliğini artıran, dış girdilere bağımlı olmayan, öznesine sosyal
devlet anlayışını oturtan, istihdam odaklı ve planlı bir kalkınmayı öngören
politikalar uygulanmalıdır.
•  Ülke otomotiv sanayinin gelişmesi için özellikle Ar-Ge ve alt yapı tesislerinde,
firmalar arasında rekabet öncesi işbirlikleri teşvik edilmeli, devlet bu konuda
yönlendirici olarak kıt kaynakların ortak değerlendirilmesini sağlamalıdır.
Bu noktada Sempozyumun ana teması olarak belirlenen ve şu ana kadar ana
sanayilerin yönlendirmesi ile gelişen Kalıpçılık; gelişmeye açık, devlet
tarafından desteklenerek güçlendirilmesi gerekli bir sektördür. Kalıpçılık
sektörü, iç ve dış pazarların ihtiyaçlarını karşılayabilecek bilgi ve deneyime
sahiptir ancak sektöre yeterli güven ve desteğin sağlanması gerekmektedir.
•  Türkiye’de ulusal markaların azlığı ülkemiz için çok ciddi bir risktir. Bu
noktada, otomotiv sanayini Türkiye’de sürekli kılmanın yolu, sadece üretim
merkezi olmaktan çıkarak, tasarım, Ar-Ge ve üretim merkezi haline gelmek,
öte yandan ulusal bir programla bir vizyon yaratarak Türkiye’nin kendi
otomotiv sanayisini kurmasını ve geliştirmesini sağlamaktır. Otomotiv
sektörü için bu yönde stratejik ulusal planlama yapılmalıdır.
•  Tasarım geliştirmeye yönelik Ar-Ge faaliyetlerine desteğin yan sanayi ve
KOBÝ’lere de ciddi biçimde yayılması, özellikle yan sanayide kalıp
tasarımlarına öncelik verilmesi; ana sanayinin yan sanayinin işgücü ve
yatırım maliyetlerini paylaşması; yeni projelerde üretim öncesi tasarım–
geliştirme–prototip–kalıp safhalarında yerli üretimin egemen kılınması;
kalifiye eleman, mühendis istihdamı ve Ar-Ge çalışmalarını özendirici kredi
ve teşvik uygulamalarının gündeme alınması sağlanmalıdır.
•  Türkiye’nin Ar-Ge merkezi olması düşüncesi, kuşkusuz Türkiye’de
otomotiv sanayinin kalıcılığı ve Türkiye’de gerçekleştirilen işlerin
niteliğini artırmak açısından son derece önemli ve gereklidir. Ancak
ulusal otomotiv sanayi yeterince geliştirilemezse, üretimde olduğu gibi
Ar-Ge’de de taşeronluk düzeyinde kalınabilir. Önemli olan Ar-Ge
sonucunda ortaya çıkan fikri ve sinai mülkiyetin ülkemiz firmalarına ait

olması, oluşturulan katma değerin ülkemizde kalmasıdır.
•  Sektörde rekabet gücü ve katma değerin artırılması için ithalata
dayalı ana girdilerin yerli kaynaklardan temini amacıyla üretim
mekanizmalarının çok güçlü bir şekilde harekete geçirilmesi gerekmektedir.
•  Ýthal araç miktarları, devletçe alınacak önlemlerle düşürülmeli ve
ürkiye’de üretilen araçlarda yerli katkı oranı yükseltilmelidir. Bu
gerekliliklerin yerine getirilebilmesi için ekonominin borç kıskacından
kurtarılması, üretimci, yatırımcı, istihdamcı, öz kaynaklara dayalı
kalkınmacı bir yönelime girilmesi gerekmektedir.
•  Sektörde mühendis istihdam oranı çok düşük bir düzeydedir. Mart ayı
itibarıyla sektörde işsizlik, meslektaşlarımızı da kapsar bir şekilde % 20’
ye çıkmıştır. Bu noktada önemli bir gerçeğe işaret etmek ve istihdama
ilişkin bir uyarıda bulunmak istiyoruz: Metal sektöründeki 500 büyük
sanayi kuruluşunda yapılan bir araştırma, çalışanların 1 yıllık çalışma
ile 5 yıllık gelirlerini karşılayan değerde bir üretim gerçekleştirdiklerini
ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle iflas, üretimi durdurma, üretime ara
verme, fazla mesai ücreti ödememe, ücret ödemesini geciktirme, ücret
düşürme, izinlerin erken kullandırılması ve uzatılması, ücretsiz izin,
kısa çalıştırma, erken emeklilik ve işten çıkarma olgularının dürüstçe
masaya yatırılması ve istihdamın korunması gerekmektedir.

TMMOB MAKÝNA MÜHENDÝSLERÝ ODASI

TEMMUZ 2009 SAYI: 68

Bu site en iyi Internet Explorer 6.0 üstü ve 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.
Copyright © 2012 MakineIhtisas.Com telif hakları M.S.G. İHTİSAS YAYINCILIK TANITIM HİZM.LTD.ŞTİ.’ye aittir.