ARŞİV
OCAK 2012 Sayı 86
TEMMUZ Sayı:83
HAZİRAN.2011-SAYI:82
NİSAN 2011 SAYI 81
OCAK 2011 SAYI 78
SAYI 75
SAYI 74
MAYIS SAYI 73
MART SAYI - 72
ŞUBAT 2010 Sayı 71
Ocak 2010 Sayı 70
KASIM 2009 Sayı 69
TEMMUZ 2009 SAYI: 68
SAYI 67
SAYI 66
sayı 65


ANKET
fransaya boykot doğrumu


DÖVİZ KURLARI
Dolar ($) : 1,76
Euro (€) : 2,31
 


Rusya Federasyonu ile Yapılan Akkuyu Nükleer Güç Santrali Anlaşması Onaylanmamalıdır.



Türkiye Enerji Alanında Yatırımcı Şirketlerin Çıkarlarını Değil, Yerli ve

Yenilenebilir Kaynaklara Dayalı, Ulusal ve Kamusal Çıkarları Gözeten

Kamusal Planlama, Kamusal Üretim, Kamusal Denetim Esaslı

Strateji ve Programlar Uygulamalıdır. 

 

Türkiye ile Rusya Arasında Akkuyu’da Nükleer Güç Santralinin Tesisine ve
işletimine Dair işbirliğine ilişkin Anlaşmayı Onaylayan Kanun Tasarısı, TBMM
 Genel Kurulunda kabul edilmiş bulunuyor. Yasa, Mersin Akkuyu’da bir nükleer
güç santrali kurulması ve işletilmesine yönelik düzenlemeler içeriyor.

 

AKP iktidarı, nükleer enerji gibi bilimsel ölçütlerin titizlikle ve planlı bir şekilde
uygulanması gereken bir alanda, bu yasa ile ülke ekonomisi, ulusal ve kamusal
çıkarlar, çevre ve insan faktörlerini dışlayıcı, dışa bağımlığı artırıcı bir karara
daha imza atmıştır.

 

Bu anlaşma ile Rusya Federasyonu, proje şirketine bedelsiz arazi tahsisi

yapılması, 15 yıl yüksek fiyatlı alım garantisi sağlanması gibi avantajlarla,

yatırımcı Rus firmasına, kendi topraklarından uzakta, her türlü riskten arınmış

olarak nükleer santral işletme olanağı elde etmektedir. Türkiye açısından

ise Rusya’ya doğalgazda % 54, petrolde % 30 oranındaki bağımlılığa

nükleer enerji eklenmektedir.

 

Uluslararası Atom Enerjisi Komisyonu verilerine göre;  ülkelerin nükleer enerji
programına geçişleri uzun yıllar süren çok ciddi ve kapsamlı çalışmaları
gerektirmektedir. Bu çalışmalar içinde ulusal enerji stratejisiyle bağlantılı nükleer
enerji programı, ayrıntılı yasal altyapı, ikincil mevzuat ve düzenleyici altyapı,
nükleer güvenlik ve silahsızlanma programları, radyasyondan korunma, ulusal
elektrik şebekesiyle bağlantı, insan kaynakları planlaması, halkı bilgilendirme ve
aydınlatma çalışmaları, santral sahası ve yardımcı tesisler planlaması, çevresel
koruma, acil durum ve emniyet planlaması, nükleer yakıt çevrimi ve radyoaktif
atıkların yönetimi ve yerli sanayinin katılımı v.b. başlıklar bulunmaktadır.
Bu konularda ülkemizde yapılan çalışmalar sınırlı ve yetersizdir

 

Ayrıca ilgili kuruluşlarının kim olduğu bile kararlaştırılmamış, düzenleyici kuruluşun
görev ve yetkileri tanımlanmamışken, bütün bu çalışmaların ve sorumlulukların
yatırımcı Rus şirketine bırakılması gayri ciddi ve kabul edilemez bir davranıştır,
ulusal egemenlik haklarının ihlal edilmesidir. Nükleer enerji gibi çok ciddi bilimsel
içerik ve teknik esaslar dahilinde ele alınması gereken stratejik bir yatırım alanı,
gecekondu tarzı bir yaklaşımla, ulusal ve kamusal çıkarlar gözetilmeksizin, yalnızca
yatırımcı şirketin haklarını korumayı esas alan bir düzenleme ile gerçekleştirilemez.

 

Türkiye’nin bir nükleer santral ihale yasası bulunmasına karşın nükleer enerji
yasası, nükleer enerji ile ilgili bütünsel bir planlaması ve tamamlanmış düzenleyici
mevzuatı bulunmamaktadır. ilk yatırım maliyetleri diğer yakıtlı santrallere göre çok
daha pahalı ve yatırım dönemleri (8–15 yıl) çok uzun olan nükleer santraller,
teknoloji ve yakıt yönünden de tamamen dışa bağımlı,  atıklarının yönetimi ise
sorunlu ve pahalıdır. işletilmeleri teknolojik riskler içeren, ekonomik ömürleri
dolunca söküm maliyetleri ilk yatırım maliyetlerini aşabilen nükleer santrallere
Türkiye hazır değildir. 

 

Ayrıca nükleer enerji, Türkiye’nin birincil enerji önceliği ve gereksinimi değildir.
Elektrik üretiminde dışa bağımlılık oranı yüzde 60, toplam birincil enerji tüketiminde
dışa bağımlılık oranı yüzde 73 olan Türkiye’nin enerji gereksiniminin

karşılanmasınayönelik yeni kaynak arayışları, bu bağımlılığı azaltacak, yerli ve

yenilenebilir kaynaklara dayalı alternatif enerji politikalarıyla karşılanabilecektir.

Bu açıdan Türkiye nükleer santralden elde edilecek enerjiden fazlasını sağlayacak

yerli kaynak potansiyeline ve alternatif çözüm olanaklarına sahiptir. Ancak bu

gerçekleridile getiren TMMOB ve bağlı Odaların, bilim insanlarının, duyarlı kurum

ve kuruluşların, ülke ve halk çıkarlarını esas alan çağrılarına kulaklar tıkanmakta,
nükleer lobilerin kâr hırsları doğrultusunda kararlar alınmaktadır.

 

Enerji verimliliği uygulamalarının etkinleştirilmesi ve enerji tasarrufu sağlanması;
yeterince değerlendirilmeyen linyit, hidrolik, rüzgar enerjisi, jeotermal ve güneşe
dayalı elektrik üretim potansiyelinin harekete geçirilmesi; birincil enerji tüketimi ve
elektrik üretiminde dışa bağımlılığın azaltılması, serbestleştirme ve
özelleştirmelerden vazgeçilerek kaynakların esas olarak kamusal çıkarlar
gözetilerek değerlendirilmesi, kamusal planlama, kamusal üretim ve denetim
öncelikli enerji politikası olmalıdır. Yalnızca bu anlayışla ve enerji ile ilgili tüm
alanlarda bütünlüklü bir planlama kapsamında, uzun erimli, dışa bağımlılığı ve
riskleri azaltılmış bir nükleer enerji/teknoloji planlaması Türkiye’nin ulusal
toplumsal çıkarlarına uygun olabilecektir.

 

Bütün bu nedenlerle söz konusu yasa Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmamalıdır.

 

                                                                                       Ali Ekber ÇAKAR
                                                                     TMMOB Makina Mühendisleri Odası
                                                                                 Yönetim Kurulu Başkanı

 

SAYI 75

Bu site en iyi Internet Explorer 6.0 üstü ve 1024x768 çözünürlükte görüntülenmektedir.
Copyright © 2012 MakineIhtisas.Com telif hakları M.S.G. İHTİSAS YAYINCILIK TANITIM HİZM.LTD.ŞTİ.’ye aittir.